Doğal İlaçlar Kremler Bitkisel Kozmetik

Snoring And Sleep apne Daytime Symptoms

While the nocturnal symptoms of OSAHS are characteristic
and tend to be more specifi c for the disease, the common
daytime symptoms are less specifi c as they can result from
abnormal sleep of any cause. Excessive daytime sleepiness
(EDS) is the most common daytime complaint in patients
with OSAHS; 30,35,41 however, as 30–50% of the general population
also report moderate to severe sleepiness, 8,59 this symptom
alone is a poor predictor of OSAHS. EDS is caused by
sleep fragmentation leading to frequent arousals and insuffi
cient sleep; 40 it is manifested by the inappropriate urge to
sleep, particularly during relaxing, sedentary activities (i.e.
watching television, reading). As it worsens, the inability to
control sleepiness can result in dozing during meetings, active
conversations, and at mealtimes. When severe, EDS can be a
cause of motor vehicle and machinery accidents, poor school
or job performance, and relationship discord.

İlgili Yazılar:

  • İlgili başka Yazı Yok
Daha Fazla

Saçsızlık

Saçsızlık

Saç dökülmesi vc kelliğin erkeklerde. kadınlan göre çok daha fazla görülmesi, bıınun eşey hormonları ile ortaya çıkması ve kalıtsal bir özellik taşımasına bağlanmaktadır.

Normal olarak her saç üç evre İt bir
gcli;ım döngüsü ı/.lcr, Bunlar Büyüme
Evresi: J-4 yıl süren bu evrede saçların
%95’i ver alır: Duraklama Evresi: .î-5
hafta süren bu evrede saçların %1′i ver
alır. Dinlenme Evresi: 2-4 ay süren bu
evrede saçların %4′ü yer alır. Bu devre-
de saç verinde (Hür vc yerim avm kıl
kökünden yeni bir saç alır
Ba/.ı erkeklerde başın değişik kı-
sımlarında bu döngülerin hı/lanması
saç dükülmesı ile sonuçlanır. Bu duru-
mun İHirmmul vc kalıtımsal ıılduğu bi-
linmektedir. Androjcnctik saç dökül-
mesi denen hu hormıınal etki, erkeklik
hormonları olan andrnjcnlerdcn ileri ge-
lir. Bu humionLu aynı /amanda cinsi-
vctle ilgili kılların da çıkmasına sabep
olur ve İU5111 ba/ı bölgelerindeki saçla-
rın da dökülmesine sebep olur.

İlgili Yazılar:

  • İlgili başka Yazı Yok
Daha Fazla

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron Binbirdelik Sarı Kantaron otları, sarı sarı çiçekleriyle yaz mevsiminin ilk günlerinde birçoğumuzun dikkatini çeker. Haziran ayında birçok çiçeğin kurumasını fırsat bilen binbirdelik otları çayırları, yol ve tarla kenarlarını kaplar. Bu güzel çiçekler, yoldan arabayla geçerken, bir patikada yürürken ya da denize giderken belki sizin de dikkatinizi çekmiştir.

Sarı Kantaron Binbirdelik otu ya da bir diğer adıyla sarı kantaron, adını sık sık duyduğumuz bitkilerden biri. Sarı
kantaron ismi çiçeklerinin sarı olmasından, binbirdelik otu ismiyse yapraklarında bulunan yağ bezle-
rinden geliyor. Eğer bu bitkinin bir parçasını havaya kaldırıp güneşe doğru tutarsanız yapraklarında bulunan yağ damlacıkları nedeniyle  yaprakların delikli görünümünü farkedebilirsiniz. Bilimsel olarak Guttiferae (binbirdelikotugiller) ailesinden olan bu bitkinin Latince adı olan Hypericum”, Yunanlı hekim Euıyphon’dan geliyor. MÖ 3. yüzyılda yaşayan bu hekimin adına ithafen verilen Yperikon adı, daha sonraları hypericum şekline dönüşüyor.

Binbirdelik otu (Sarı Kantaron) , batı kültüründe yer alan tıbbi bitkilerin en önemlisi ve en eskisi. Eski Yunan uygarlığından beri yaralar başta olmak üzere, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu bitki, tıbbi özelliklerinin yanında doğaötesi güçlere de sahip olduğuna inanıldığı için, yüzyıllardan beri popülaritesini yitirmemiş.

Hypericum; binbirdelik otu, sarı kantaron, kanotu, kılıçotu, koyunkıran, yaraotu ve mayasıl otu ola-
rak da biliniyor. Bu bitkinin dünya genelinde yayılış gösteren yaklaşık 400 türü var. En fazla Avrupa, Batı Asya, Kuzey Afrika kıtalarında bulunan bu bitki, Kuzey Amerika ve Avustralya’da tarla yabancı otu olarak biliniyor. Ülkemizdeyse Hypericum cinsinin yaklaşık 70 türü yaşıyor. Bu türlerden en çok bilinen ve en geniş yayılış göstereni, 30-80 cm boyunda, tüysüz ve çok yıllık bir otsu bitki Hypericum perforatum. Yaprakları karşılıklı ve sapsız. Beş parçalı ve altın sarısı renkli olan çiçekleri haziran ayından eylül ayına kadar çiçek açabiliyor. Çiçeklerin çevresi tüylerle kaplı olan sarı kantaron bitkisinin erkek organları çok sayıda olup üç demet halinde bulunuyor. Genellikle böceklerle tozlaşan bu bitki, böceklerin olmadığı durumlardaysa “apomiktik” olarak, yani kendini klonlayarak çoğalabiliyor. Anadolu’da en yaygın olarak bulunan bu tür, çeşitli halk ilaçlarının yapımında kullanılıyor. Ülkemizde sıkça görülebilecek diğer binbirdelik otlarıysa, büyük çiçekli Sarı Kantaron binbirdelik otu (Hypericum calycinum), sarı püren (Hypericum empetrifolium), adi sarı kantaron (Hypericum triquetrifolium). Tıbbi olarak kullanılan sarı kantaronu diğer türlerden ayırıcı bir özellik, sıkıldığında ortaya kırmızı renkli bir sıvı çıkaran çiçekleri. Bu kırmızı renkli sıvının kana benzetilmesinden dolayı da binbirdelik otu Avrupa’da kutsal bir bitki olarak kabul ediliyor.

Sarı Kantaron Tıbbi özellikleri

Açısından bu bitkiye bakıldığın-
da binbirdelik otu, bilimsel olarak en ayrıntılı şekil-
de incelenmiş tür olarak kabul ediliyor. Buna göre
Hypericum, bünyesinde tanen, uçucu yağlar, flavon
türevleri, hiperisin, karoten, ve C vitamini içeriyor.
İlk iki yüzyılın ünlü hekimlerinden olan Galen ve
Dioscorides tarafından terletici, yara iyileştirici ve
kadınlarda adet dönemiyle ilgili rahatsızlıkların te-
davisinde kullanılmak üzere tavsiye edilen sarı kan-
taron, 16. yüzyıl hekimi Paracelsus tarafından ise,
çeşitli deri hastalıklarının yanında kalp hastalıkların-
da, yaraların ve yanıkların iyileştirilmesinde, böbrek
ve bağırsak rahatsızlıklarında, sinir hastalıklarında
ve hatta deliliğin tedavisinde kullanılmış. Ünlü doğa-
bilimci Plinius’a göre de, şarapla hazırlanmış binbir-
delik otu özütü, zehirli hayvan sokmalarında başarı-
lı bir şekilde kullanılıyordu. Günümüzdeyse sarı kantaron bitkisinden elde edilen kantaron yağı mide rahatsızlıklarında, kabızlık giderici olarak ve sinir rahatsızlıklarında, stres tedavisinde, deri hastalıklarında, romatizma ağrılarında, yaraların ve yanıkların tedavisinde kullanılıyor.

İnsanlar için bu kadar yararlı olan sarı kantaron bitkisi bazen hayvanlar için zehirli olabiliyor. Özellikle beyaz tüylü büyükbaş hayvanlarda, koyun, at ve tavşanlar tarafından aşırı tüketildiğinde içinde bulunan hiperisin adı verilen kimyasal bileşik, güneş ışınlarının etkisiyle deride çeşitli tepkimelere neden olarak hayvanların ölümüne neden olabiliyor. Ancak tüyleri koyu renkli hayvanlarda benzer tepkiler görülmüyor.

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron

 

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

Datura Bitkisi

Tıbbi ve şifalı bitkilerin öneminin gün geçtik-
çe arttığı bilinen bir gerçektir. Sentetik ilâçların,
giderek pahalanması ve halkın alım gücünün bunu
karşılayamaması, hayatî önem taşıyan çoğu ilâçla-
rın istendiği anda bulunamaması, kullanımdan son-
ra istenmeyen bazı yan tesirlerinin ortaya çıkması
ve zamanla kullanılma sonucu bazı ilâçlara bağışık-
lık kazanılması gibi olumsuz etkileri nedeniyle, son
yıllarda halkın bitkisel ilâçlara olan ilgisi artmıştır. Ay-
rıca sentetik ilâçların hammaddesini oluşturması ve
ihracat imkânının da bulunması, bu bitkilere ayrı bir
önem kazandırmaktadır
İnsanoğlu, varoluşundan bu yana hastalıkların
tedavisinde, tabiatta kendiliğinden yetişen şifalı bit-
kileri kullanmıştır. Tarihî belgeler incelendiğinde Sü-
merlerın. Asurların ve Mısırlıların hastalıkların teda-
visinde şifalı bitkilerden faydalandıkları görülmekte-
dir, Hititliler döneminden beri Anadolu’da adaçayı,
afyon, kendir, kenevir, kitre, mahlep, mazı, meyan-
kökü. palamut, salep, sığla yağı ve sumak gibi 20

kadar drog elde edilip ilâç veya baharal olarak kul-
lanılagelmiştir
Bugün de batılı doktorların çoğu, sebze, mey-
ve ve şifalı bitkiler ıçtn. onların önemini belirten ko-
nuşmalar yapmakta ve kitaplar yazmaktadırlar. Ha-
len Avrupa ülkelerinde. Amerika’da. Japonya’da ve
diğer bazı ülkelerde, eczanelerin yanısıra “Drog-
shop” denilen dükkânlarda, şifalı bitkiler, belirli stan-
dartlarda hazırlanmış, ambalajlan yapılmış olarak
kontrol altında satışa arzedilmektedir
Ülkemiz, tıbbi ve şifalı bitkilerin büyük çoğun-
luğunun gen kaynağıdır. Bununla beraber, bu zen-
gin tabiî kaynaklardan yeterince faydalanabildiğimiz
söylenemez. Bu bitkilerden biri olan datura. yurdu-
muzda yabanî olarak çeşitli türlerinin yetişmesi, al-
kaloit kaynağı olması, kolaylıkla kültüre alınabilme-
si ve ihracat imkânının bulunması gibi özelliklerin-
den dolayı, üzerinde durulmaya değer bir bitkidir.

BİTKİDEN FAYDALANMA YÖNLKRİ
Datura, her şeyden önce tıpta önem taşıyan al-
kaloitlerin kaynağı olması bakımından değerlidir,
Skopolamin alkaloidinin tıpta spazm tedavisinde bü-
yük önem kazanması ve ilâç sanayinin, bu alkaloidi
bitkisel kaynaklardan sağlamak zorunda olması ne-
deniyle. skopolamin oram yüksek bitkiler araştırılmış-
tır. Son zamanlarda. Solanaceae familyasından
Avustralya kökenli Duboisia cinsine dahil türler ve

datura türleri yukarıda belirtilen amaç için kullanıl-
maktadır. Duboisia cinsine ait türler, yüksek oran-
da alkaloit ihtiva etmelerine rağmen (yaklaşık % 2
civarında), çok yıllık, çalımsı yapıda olmaları ve uzun
vegetasyon sürelerine ihtiyaç göstermeleri sebebiyle
amaca uygun değildir.
Datura bitkisinin yapraklan, tohumları, sapları
ve kökleri drog olarak kullanılmakta olup, bu drog-
lardan skopolamin alkaloidinin yanısıra hiyasiyamın
ve atropin alkaloitleri de elde edilmektedir.
Literatürlere göre. D.stramonium türünün to-
humlarında total alkaloit oranı % 0,12-0,52 arasın-
da, D.innoxia’nın tohumlarında ise % 0,17 kadardır
Yurdumuzda bu konuda yapılan bir araştırmada,
D. innoxia türünün tohumlarında ortalama % 0,52 ka-
dar total alkaloit tespit edilmiştir. Yine literatürde
D.meret türünün tohumlarında °/o 0,2-0,5 oranların-
da skopolamin alkaloidi bulunduğu ve teknik olarak
bu alkaloidin elde edilmesinde bu türün kullanıldığı
belirtilmektedir.

İlgili Yazılar:

  • İlgili başka Yazı Yok
Daha Fazla

Panax

Panax

PANAX

(Panax quinquefolius)

Almanca gınseng, ingılızce gınseng, Fransızca’da
da yine ginseng olarak isimlendirilen panax, Aro-
lıaceae familyasından kısa boylu bir DıtKının Kokudur
Kesin bir şekilde, baharat bitkisi sayılmaz Bu bitkiyi
hangi kategori içerisinde sıralamak zorunluluğunu,
araştırmacılar da hâiâ bilmemektedirler. Çünkü, bu bit-
kinin tıbbî değeri çok az araştırılmıştır.
Pancar yumrusu şeklinde, altın sarısı renginde, kan-
kurutan bitkisine benzeyen panax kökü, diğer sapo
nınler altında glikozit ve phytosterın içermektedir Bit-
ki. Mançurya ve Kore’de yabanî olarak ortaya çıkmıştır
Kore ve Kuzey Amerika’da da yetiştirilen panaxin, Ko
rede yetiştirilmesi devlet tekelindedir.
Doğuda panax kökleri, erkeklerin gücünü ve can
lılığını artırdığı için. meşhur olmuştur Modern işletme-
ler, Aphrodisracum olarak, iktidarsızlıkta, kuvvet ve ateş
düşürücü ilâç olarak faydası nedenıyie, panax’tan, söz
de yaşamı uzatan drajeler olarak söz etmektedir. Bir
İngiliz yazar, bu sunuşu şüpheyle yorumlamıştır. Yüz-
yıllar boyunca bu panax kökleri, hemen her şeye kar-
şı bir ilâç gibi kullanılmışta

American Ginseng (Panax quinquefolius)

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

Angelika – Ancelika Bitkisinin Kullanım alanları

Angelika – Ancelika Bitkisinin Kullanım alanları

Eengelvvurz, echte Brustvvurzel, angelıca, angeli
que gibi isimlerle anılan angelıka. Kuzey Afrika kö-
kenli ve kozalak çiçekliler familyasına ait bir DiîKidır ve
bütün Avrupa’da yayılma alanı bulmuştur
Kökü, tohumu ve sapı, kesif ve hoş baharatımsı bir
kokuya sahiptir. Bu kısımlar, başlangıçta tatlımsı lezzete
sahipken, daha sonra keskin ve acımsı bir hal alırlar.
İçerdiği etkili maddeler, % î’e kadar eterık yağ. reçi-
ne, angeîika asit, hydrokoratın, baldrin asit, sepi mad-
deleri ve ac» maddelerdir
Bitki, evvela Grönland, İzlanda ve İskandinavya’-
da yabanî halde doğal florada ortaya çıkmıştır. Ora-
larda sebze olarak değer bulan bitki. Almanya’ya 14
yüzyılda göç edebilmiştir. İçeceklere aroma vermek ve
mideyi kuvvetlendirici ilâç olarak kullanılmasının yanı
sıra, vebaya karşı ilâç, yılan sokmalarına ve diğer ze-
hirlenmelere karşı da koruyucu o&rak kullanılmıştır Bir
dilim (parça) angelika ağızda tutulursa, zehirli havadan
insanları korur
Angelika, Almanya’da nehir kıyılarında ve rutubetli
çayırlarda yabanî olarak buyur. Ayrıca Belçika, Fran
sa. İtalya, İsviçre ve Rusya’da da yetiştirilmektedir
İki yıllık bir bitki olan angelika 2 m kadar boylanır,
kök gövdesi 3-9 cm kalınlığında olup, kuvvetli bir şe
kilde dallanma gösterir.
Tedavide yaprakları ve kökleri ilâç olarak, sindirim
güçlüklerinde, mide bozukluğunda ve iştah açıcı ola
rak kullanılır Angelıkamn kökünden yapılan çay. kuv-
vetli balgam söktürmeyı teşvik eder.
Parfümeri sanayimde angelika yağı önemli bir rol
oynar ve aynı şekilde kozmetik sanayiinde de. özellik-
le diş macunlarının hazırlanmasında kullanılır,

angelika - ancelika bitkisi

angelika - ancelika bitkisi

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

Bitkilerle Tedavi Yöntemleri

Daha önceki yazılarımdan, Anadolu’da dokuz bi-
nin üzerinde bitki türünün yabani olarak yetiş-
tiğim hatırlayacaksınız Diğer taraftan Anadolu, pek
çok medeniyetin merkezi olmuştur Hititler, Frigya-
lılar, iyonlar, Grekler, Romalılar, Bizans ve 1071′den
sonra değişik Türk Devletleri bu yarımadada hüküm
sürmüştür. Tarihin en eski devirlerinden beri, Ana-
dolu’da yetişen bitkiler veya daha doğru bir deyişle
Anadolu’nun zengin bitki örtüsü (florası), bu yarıma-
daya yerleşen değişik kültürlere sahip insanlar ta-
rafından İlâç olarak kullanılmıştır
Değişik kültürlere ait bilgilerin bir araya gelme-
si, bitkilerin ilâç olarak kullanılması ile ilgili, çevre ül-
kelerden farklı ve zengin, bir folklorik veya bilimsel
terimi ile “etnofarmakognozik” bir bilgi birikiminin
meydana gelmesini sağlamıştır.
Anadolu’nun çağlar boyu bitkisel ilâçlar bakımın-
dan zenginliğine ve bazı bilgilerin hâlâ kullanıldığı-
na bir iki örnek verelim:

Hititlerin başkenti olan Hattuşaş (Boğazköy)’da
yapılan kazılarda o devirde kullanılan tıbbî bitkiler
hakkında da önemli kayıtlar bulunan tabletler ele ge-
çirilmiştir Bu tabletlerde bugün bilinen ve ilâç ola-
rak kullanılan pek çok bitki hakkında bilgiler bulun-
maktadır. Meselâ, meyan kökü, adamotu, badem,
banotu. defne, hardal, mazı, mersin, sarımsak, üzer-
lik, haşhaş. Bu tabletlerden haşhaş bitkisine Hitit di-
linde “haşika” dendiğini öğreniyoruz. Halen kulla-
nılan isim ile hititçe olanın benzerliğine dikkatinizi
çekerim
Bir başka örnek de Anadolu’da ‘‘cirtatan, cırla-
ğan, acıdülek, eşek hıyarı” diye bilinen Ecbalium ela-
terium bitkisidir Şöyle ki, bu bitkinin meyvelerinden
elde edilen usare, Anadolu’da halk ilâcı olarak bu-
runa damlatılmak suretiyle sinüzit ve sarılığa karşı
kullanılmaktadır Bu kullanılış Kozan civarında doğ-
muş olan meşhur Grek Hekim-Eczacısı Dloscorides’in
(MS 20-79) Materia Medica adlı kitabında da, Ana-
dolu’da kullanılmasından dolayı, kayıtlıdır.
Meşhur “Lokman Hekim”in Anadolu’da yaşadığı
kabul edilmektedir Efsaneye göre, Lokman Hekim,
bitkilerin dilinden anlar ve bitkiler ona hangi dertle-
re devâ olduklarını söylerlerdi. Ölümsüzlük ilâcını bile
bulduğu ve bunu Çukurova’da birbirleriyle konuşan

çiçeklerden nasıl yapıldığını öğrendiği söylenir. Fa-
kat öğrendiklerini yazdığı kâğıt Ceyhan nehri üze-
rindeki Mısis Köprüsü’nde elinden uçar ve böylece
ölüm, çare bulunmaz olarak kalır. Lokman Hekim ef-
sanesinin Anadolu’da geçmesi, Anadolu’da yetişen
bazı bitkilerin ölüme bile çare olacak kadar değerli
olduğunu göstermesi, Anadolu yarımadasının bitki-
sel ilâçlar bakımından ne kadar önemli olduğunu be-
lirtmeye yeter sanırım.
Bu yazımda, kökü binlerce yıllık folklorik bilgile-
re dayanan ‘Anadolu’da bitkilerle tedavi”nın şim-
diki durumunu kısaca inceleyeceğim. Kısaca; çün-
kü bu konu, tarafımızdan büyük bir araştırma proje-
si olarak yürütülmektedir. Bu projede, Anadolu’da
halk ilâcı olarak kullanılan bitkiler, bunların kullanı-
lışları, etkileri vd. hususlar tespit edilmektedir.

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

Neden Kilo Veremiyorum?

Neden Kilo Veremiyorum

Hata  #1: Ne kadar Uzunsun?

Sürekli birşeyler yiyen sizin 10 katınız yemek yiyip hala sizden zayıf olan sizi sinir eden arkadaşlarınız varmı? Bu arkadaşlarınızın uzun boylu olmaları da elbette olası. Ama bu onların zayıf olmasının sebebi değil.
Metabolik oranınız vücut kitle endeksinizle orantılı. Bu vücudunuzdaki kas miktarı ile orantılı bir olay. Ne kadar çok kas o kadar çok kilo demek değil. İç organlarınız da tabiki sizin ağırlığınıza etki etmektedir. Metabolik gücünüz, uzun boylu oluşunuz sizin kalbinizin boyutu akciğerinizin boyutuna etki eder.  Büyük organlar daha çok enerji harcar yani daha fazla yemek yemenizi gerektirir. Bu da uzun boylu olup fazla yemek yiyerek kilo almamanın bir sebebidir.

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

Isırgan otu ile yapılan bazı çalışmalarda isim itibariyle ürtikeri anımsatan ısırganın aslında
oral kullanımlarda anti-histaminik etki gösterdiği tespit edilmiştir.

ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

Yapılan bir çalışmada ısırgan otu yaprağı ekstresinin, hem lipooksijenaz hem de siklooksijenaz
aktivitesini inhibe ettiği gösterilmiştir. Lipooksijenaz ve siklooksijenaz araşidonik asitin
prostaglandinlere ve lökotrienlere dönüşümünden sorumludurlar. Bu durumun, muhtemelen
oral olarak ısırgan yapraklarından alınan histaminin olumsuz geri dönüşüm (negative
feed-back) etkisinden kaynaklandığı düşünülmüştür16, 17. Bu sayede alerjik reaksiyonlar
rahatlamıştır.

İlgili Yazılar:

Daha Fazla

Çörek Otu Her derde Deva

Çörek Otu  Her derde Deva

Çörek Otunun Faydaları :

Günümüzde modern tıbbın olanakları ne kadar genişlemiş olursa olsun geleneksel uygulamalar
varlığını sürdürmektedir. Bir folklorik tıp uygulama bitkisi olarak çörek otunun insanda gözlemlenen
etkileri şöyledir: Antikanserojen, antidiyabetik, antihipertansif, antiallerjen, antiastmatik, antidiaretik,
antienflamatuvar, mide hastalıklarında tedavi edici, AİDS’i önleyici, böbrek hastalıklarını tedavi edici,
kalp ve damarları koruyucu, kolesterol düşürücü, antiromatizmal, antikoagulan, antimikrobiyal,
antimotik etkisi vb. Görüldüğü gibi çok yaygın bir alanda kullanım olanağı olan çörek otunun tedavi
edici etkilerinin bilimsel kanıtlarla da desteklenmesi gerekmektedir2, 7, 9, 11.

İlgili Yazılar:

Daha Fazla